top of page

Keyifli Sahil Şehri: Nis

Fransa şüphesiz her köşesi birbirinden hem kültürel hem de sosyolojik olarak çok farklı birkaç ülkeden biri. Cote d’Azur denilen güney sahil şeridinde yer alan Nice, Monaco ve Monte Carlo bölgeleri de, Kuzey Fransa’dan, yani Paris ve Lille gibi şehirlerden, oldukça uzak. Biz Güney Fransa tatiline çıktığımızda Eylül ayıydı. Dolayısıyla, yaz aylarında olması beklenen keşmekeş yoktu. Yine de, sıcak bir hava ve keyifli bir ambiansa tanıklık ettik. Sokak çalgıcıları ve amatör göstericiler, şehri bir hayli renklendiriyordu.

Nice için Fransa’nın İzmir’i diyebiliriz. Sahil şeridine kurulmuş, geniş kaldırımlı ve mutlu bir şehir. Burada sıkça, insanın aklında canlanan arnavut kaldırımlı dar sokaklar ve su niyetine şarap içen Fransız entellerine rastlamak mümkün. Şarap çok ucuz. Yemekler ise birbirinden lezzetli. Biz ilk günümüzde, yol üzerinde rastgele gördüğümüz otantik bir Fransız restoranını denemiştik. Fransa, moule dedikleri haşlanmış sıcak midyeleriyle ünlü. Bu midyeleri, damak zevkinize göre, peynirli, şaraplı veya daha farklı yerel soslarla yemek mümkün. Oldukça lezzetli bir yemeğin ardından, şehir turumuza başladık.

Promenade Des Anglais İlk durağımız, Promenade Des Anglais denilen, sahil şeridiydi. Burada, bisiklet kiralayabilir veya yürüyerek çok keyifli vakit geçirebilirsiniz. Yol boyunca farklı, özel veya halka açık plajlarda denizin tadını çıkaran insanları görüyorsunuz. Burada, içimize sinen bir plaja rastgele yerleşip denize girdik. Denizin dibi kum ve suyu sıcacık. Üşümeniz söz konusu değil. Oldukça keyifli bir deniz fakat aniden derinleşme ihtimaline karşı dikkatli olmak gerekiyor. Ayrıca, bizim orada bulunduğumuz dönem sezon bitimine denk geldiğinden, çok çılgın olduğu söylenen Happy Hour’lara denk gelemedik. Fakat, "La Plage Beau Rivage Nice" tarzı özel plajlarda yaz sezonu boyunca oldukça büyük partiler olduğunu duyduk. Denemekte fayda var. Deniz sefamızdan sonra, bir sonraki durağımıza doğru yola koyulduk.

Castle Hill bu güzel şehri kuş bakışı izleyebileceğiniz yüksek bir nokta. Belli bir yere kadar arabayla çıkıyor, sonrasında yaya devam ediyorsunuz. Yürüyüş yolu keyifli. Bol bol fotoğraf çekebileceğiniz nezih bir yer. Çevresinde kafeler ve hediyelik eşya dükkanları da var. Buradan sevdiklerinize küçük tatlı hediyelikler de alabilirsiniz.

Old Town şehrin tarihi noktası. Daracık sokaklarda çok güzel butikler bulabileceğiniz tatlı bir yer. Bol bol fotoğraf çekebileceğiniz çiçek butikleri, takıcılar da var. Sık sık yol kenarında veya küçük kafelerde oturan insanlara rastlamak mümkün. Daha çok turistik bir bölge, dolayısıyla satılan eşyalar biraz pahalı. Fakat almak zorunda değilsiniz, ilginç tasarımlar görüyorsunuz. Biz burada fotoğraf çektirirken, kareye girmek isteyen kemancı bir amcayla tanıştık. Amca bize şarkılar çalıp, Nice’te yapabileceğimiz şeylere dair bilgiler vermişti. Böylece sonraki durağımızı netleştirdik.

Cathedrale Sainte-Reparate Amcanın tavsiyesi üzerine, şehir merkezine döndük. Yol üzerinde bir bisikletçiyle pazarlık ettik ve bize panoramik şehir turu yaptırması için anlaştık. Bisikletçi, Nice’te üniversite okuyormuş. Yol boyunca bizi hem gezdirdi hem muhabbet ettik. Bizi ilk olarak Cathedrale Sainte-Reparate’ye götürdü. Buraya gidene kadar geçtiğimiz dar sokaklar o kadar keyifliydi ki anlatamam. Sanki her yer film setinden uyarlanmış gibiydi. Katedral çok güzel. Havanın bunaltıcı sıcağında çok serin ve dinlendirici geldi. Burada mum yaktık ve dileklerimizi tuttuk. Benim bir huyum vardır, gittiğim kiliselerde hep dilek tutar ve dileğim kabul olduğu takdirde oraya tekrar geleceğime dair adak adarım. Orada da öyle yaptım. Yakın zamanda gitmem gerekecek :)

Fenocchio Bisiklet turumuza devam ederken, bisikletçimiz Fabien bizi yol üzerindeki bir dondurmacının önünde indirdi. Fenocchio, Nice’teki mutlaka gidilmesi gereken dondurmacılardan. Burada, neredeyse her türlü bitki, meyve ve sebze aromalı dondurmayı bulmak mümkün. Ben kaktüslü lavantalı iki top dondurmamı aldıktan sonra yolumuza devam ettik.

Fabien bizi merkeze bıraktı. Otelimize döndük ve akşam yemeği için hazırlanmaya başladık.

Cours Saleya Burası, Nice’in yemek "district"i. Hem yemek hem eğlence "district"i demek daha doğru olur. Birçok restoran seçeneği var, damak zevkimize göre istediğimizi seçip oturduk. Restoran isminin çok önemli olduğunu düşünmüyorum, çünkü hepsi az çok benzer ortamlarda ve şekillerde servis yapıyor. Fiyatlar da benzer aralıklarda. Dolayısıyla seçim zevkinize kalmış.

Yemekten sonra küçük bir yürüyüşe çıktık. Sonrasında yol üzerinde gördüğümüz "Jam pub"a girdik. Nice de, Avrupa’nın geri kalanı gibi, gece klübü eğlence anlayışından çok Pub kültürüne sahip bir Avrupa şehri. İnsanlar, yollarda ve kaldırımlarda içiyor muhabbet ediyorlar. Biz de, içkilerimizi alarak masamıza geçtik. Oldukça samimi bir ortam ve rahat rahat sohbet edebiliyorsunuz. Müzikten birbirinizi ‘göremediğiniz’ yerlerin aksine hem müzik dinliyor hem de bağırmadan derdinizi anlatabilmeniz mümkün. Burada biraz zaman geçirdikten sonra, yorgun düştüğümüzü kabullenerek otelimize çekildik.

Ertesi sabahı şehir merkezinde geçirmeyi planladık. Burada kahvaltımızı edip, alışveriş amacıyla tabiri caizse kendimizi caddelere vurduk.

Avenue Jean Medecin Romen tarzı yapılar ve rengarenk binaların arasında alışverişe daldık. Burası, görünüş itibariyle İstiklal Caddesi’ne benzese de lüks markaların dükkanlarına ev sahipliği yapması açısından biraz farklı. Öğle saatlerine kadar oldukça keyifli geçen alışveriş sefamız, sigara dilenen bir dilencinin kendisine sigara vermeyi reddeden arkadaşımıza bıçak çekmesiyle son buldu. Bu, Güney Fransa turu yapmayı planlayanların çok çok dikkat etmeleri gereken bir konu. Bölgede oldukça fazla Fas, Cezayir göçmeni var ve özellikle geç saatlerde caddeler sokaklar aniden tenhalaşıyor. Bu noktada, sizi sıkıştırmaya veya korkutmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla, olabildiğince tek başınıza yürümekten kaçınmanız faydanıza olabilir. Bu tatsız olaydan sonra otelimize döndük.

Akşam yemeğinden sonra, son gecemiz için Cave Wilson adlı pub’a uğradık. Burası , borsa sistemiyle çalışan değişik konseptli bir yer. Mekana yerleştirilmiş ekranlarda içki fiyatları gösteriliyor ve fiyatlar sürekli olarak düşüyor. Böyle zamanda, başta 10 TL olan bira, bir anda 1 TL’ye düşüyor ve pubdaki ziyaretçiler çığlık çığlığa bara hücum ediyor. Kısa bir süre sonra fiyat tekrar eskiye dönüyor ve heyecanlı bekleyiş başlıyor.

Burada biraz borsa oynayıp, en değerleneceğini düşündüğümüz içkilere para yatırıp eğlendikten sonra, otelin yolunu tuttuk ve ertesi sabah Monte Carlo’ya doğru yola koyulmak üzere istirahate çekildik.

Comments


Son Yazılar
bottom of page